Soru Isareti
Kod satırları ekranda akarken kafasının içinde bir şeyler titreşiyordu. Hata neredeydi? Saatlerdir bakıyordu ama göremiyordu.
"Bazen yanında olan şeyi en son görürsün" demişti biri bir keresinde.
Kahvesini kaldırdı, bir yudum aldı. Soğumuştu. Ne zaman soğumuştu?
Sonra döndü ekrana. Ve gerçekten görmeseydi inanmayacaktı. Hata tam ortadaydı, gözünün önündeydi. Bütün gece boyunca orada durmuştu.
---
Deniz kıyısında ayaklarını suya sokmuş oturuyordu. Soğuk acıtıyordu ama umursamıyordu.
Dalgalar gelip gidiyordu. Hep aynı ritim. Gidiyordu, dönüyordu. Gidiyordu, dönüyordu.
"Sen de böylesin" dedi kendi kendine. "Hep gidiyorsun ama hep dönüyorsun."
Güneş ufka yaklaşırken gökyüzü turuncu ve mora boyandı. Bu güzelliğin ortasında o, hâlâ aynı soruyu soruyordu kendine: Neden?
---
Mutfaktan yanan bir şey kokusu geldi. Koşarak gitti.
"Yine mi!" diye bağırdı. Tava simsiyah tüten sebzelerin üstünde sigara içiyordu.
Arkasından gülüşme sesi geldi. Döndü, kapıda duruyordu, elinde telefon, videoyu alıyordu.
"Sen bunu internete koyarsan yemin ediyorum..." diye başlamıştı ama gülmekten bitiremedi sözu. Bunlar onların en güzel anlarıydı. Kaotik, saçma, ama gerçekten güzel.
Bir sonraki bolumde devam edecek...
Okuma Ayarlari
Yazi Boyutu
18px
Yazi Tipi
Hizalama
Satir Araligi
Genislik
Tema
Bolum Yorumlari (0)