Sessiz Firtina
Mektup sararmış, eski kâğıttandı. Tarih neredeyse okunmuyordu ama kelimeler hâlâ netti.
"Seni bir gün anlayacaklar. Belki o gün ben olmayacağım ama anlayacaklar."
Mektubu tutan elleri titredi. Kim yazmıştı bunu? Ve neden tam şimdi bulmuştu?
Pencereye yürüdü. Dışarıda yağmur başlamıştı. Sanki o da biliyordu.
---
Orman içinde yürümek her seferinde farklı hissettiriyordu. Ağaçların arasından süzülen altın ışık, zeminde dans ediyordu.
Arkasındaki sesi ilk duyduğunda duraksadı. Adımlar. Yumuşak ama kararlı adımlar.
Döndü. Karşı karşıya kaldıkları an, ikisi de anladı ki bu karşılaşma tesadüf değildi. Hiçbir şey tesadüf değildi.
"Seni bekliyordum" dedi biri. Hangisinin söylediği önemli değildi artık.
---
Kod satırları ekranda akarken kafasının içinde bir şeyler titreşiyordu. Hata neredeydi? Saatlerdir bakıyordu ama göremiyordu.
"Bazen yanında olan şeyi en son görürsün" demişti biri bir keresinde.
Kahvesini kaldırdı, bir yudum aldı. Soğumuştu. Ne zaman soğumuştu?
Sonra döndü ekrana. Ve gerçekten görmeseydi inanmayacaktı. Hata tam ortadaydı, gözünün önündeydi. Bütün gece boyunca orada durmuştu.
Bu hikayenin son bolumuydu.
Okuma Ayarlari
Yazi Boyutu
18px
Yazi Tipi
Hizalama
Satir Araligi
Genislik
Tema
Bolum Yorumlari (0)