Acilik
Pencereden giren sabah isigi masanin uzerine vurdu. Zeynep gozlerini kismadan once bir an oturduğu yerde kaldi.
Her sabah ayni rituel: kahve, pencere, sessizlik. Ama bugun bir seyler farkliydı. Havasinda tuhaf bir yumusaklik vardi, sanki is yagmur yagacakmiş gibi.
"Bazen hayat seni en beklemediğin anda yeni bir sayfaya gönderir" diye düşündü. Fincanını kaldirdi, bir yudum aldi.
Dışarıda sehir hep ayni telasıyla koşuşturuyordu. Insanlar, arabalar, sesler bir birine karışıyordu. Ama bu küçük dairede, bu anlık durgunlukta bir şeyler oluyordu. Bir şeyler değişiyordu.
---
Kod satırları ekranda akarken kafasının içinde bir şeyler titreşiyordu. Hata neredeydi? Saatlerdir bakıyordu ama göremiyordu.
"Bazen yanında olan şeyi en son görürsün" demişti biri bir keresinde.
Kahvesini kaldırdı, bir yudum aldı. Soğumuştu. Ne zaman soğumuştu?
Sonra döndü ekrana. Ve gerçekten görmeseydi inanmayacaktı. Hata tam ortadaydı, gözünün önündeydi. Bütün gece boyunca orada durmuştu.
---
Orman içinde yürümek her seferinde farklı hissettiriyordu. Ağaçların arasından süzülen altın ışık, zeminde dans ediyordu.
Arkasındaki sesi ilk duyduğunda duraksadı. Adımlar. Yumuşak ama kararlı adımlar.
Döndü. Karşı karşıya kaldıkları an, ikisi de anladı ki bu karşılaşma tesadüf değildi. Hiçbir şey tesadüf değildi.
"Seni bekliyordum" dedi biri. Hangisinin söylediği önemli değildi artık.
Bu hikayenin son bolumuydu.
Okuma Ayarlari
Yazi Boyutu
18px
Yazi Tipi
Hizalama
Satir Araligi
Genislik
Tema
Bolum Yorumlari (0)