Beklenmedik Yardim
"Sana bir şey söylemem gerekiyor" dedi, sesi titrek çıktı.
Odadaki sessizlik ağır bir battaniye gibi üzerlerine çöktü. Karşıdaki adam ona baktı. O gözler. Hep o gözler. Derin, anlayışlı, biraz yorgun.
"O zaman söyle" dedi sadece. Ama bu sözcükler hiçbir zaman istediği etkiyi yaratmadı.
Bir an için zaman durdu. Her ikisi de biliyordu ki bu an, her şeyi değiştirecekti. Söylenen sözcükler geri alınamazdı. Ve belki de alınmamalıydı.
---
Mektup sararmış, eski kâğıttandı. Tarih neredeyse okunmuyordu ama kelimeler hâlâ netti.
"Seni bir gün anlayacaklar. Belki o gün ben olmayacağım ama anlayacaklar."
Mektubu tutan elleri titredi. Kim yazmıştı bunu? Ve neden tam şimdi bulmuştu?
Pencereye yürüdü. Dışarıda yağmur başlamıştı. Sanki o da biliyordu.
---
Orman içinde yürümek her seferinde farklı hissettiriyordu. Ağaçların arasından süzülen altın ışık, zeminde dans ediyordu.
Arkasındaki sesi ilk duyduğunda duraksadı. Adımlar. Yumuşak ama kararlı adımlar.
Döndü. Karşı karşıya kaldıkları an, ikisi de anladı ki bu karşılaşma tesadüf değildi. Hiçbir şey tesadüf değildi.
"Seni bekliyordum" dedi biri. Hangisinin söylediği önemli değildi artık.
Bir sonraki bolumde devam edecek...
Okuma Ayarlari
Yazi Boyutu
18px
Yazi Tipi
Hizalama
Satir Araligi
Genislik
Tema
Bolum Yorumlari (0)