Beklenmedik Yardim
Deniz kıyısında ayaklarını suya sokmuş oturuyordu. Soğuk acıtıyordu ama umursamıyordu.
Dalgalar gelip gidiyordu. Hep aynı ritim. Gidiyordu, dönüyordu. Gidiyordu, dönüyordu.
"Sen de böylesin" dedi kendi kendine. "Hep gidiyorsun ama hep dönüyorsun."
Güneş ufka yaklaşırken gökyüzü turuncu ve mora boyandı. Bu güzelliğin ortasında o, hâlâ aynı soruyu soruyordu kendine: Neden?
---
Tren istasyonunda beklemek her seferinde farklı hissettiriyor. Kimi kez umut, kimi kez hüzün.
Bugünkü bekleme ise her ikisi de değildi. Net bir kararlılık, belirsiz bir gelecek.
Tren geldi. Kapılar açıldı. Ve o indi.
Yıllar geçmişti. Her şey değişmişti. Ama bazı şeyler, zaman ne kadar geçerse geçsin, değişmeden kalıyordu.
---
Kod satırları ekranda akarken kafasının içinde bir şeyler titreşiyordu. Hata neredeydi? Saatlerdir bakıyordu ama göremiyordu.
"Bazen yanında olan şeyi en son görürsün" demişti biri bir keresinde.
Kahvesini kaldırdı, bir yudum aldı. Soğumuştu. Ne zaman soğumuştu?
Sonra döndü ekrana. Ve gerçekten görmeseydi inanmayacaktı. Hata tam ortadaydı, gözünün önündeydi. Bütün gece boyunca orada durmuştu.
Bir sonraki bolumde devam edecek...
Okuma Ayarlari
Yazi Boyutu
18px
Yazi Tipi
Hizalama
Satir Araligi
Genislik
Tema
Bolum Yorumlari (0)