Karanlik Sular
Sabahin ilk isiklari odama sizdiginda, henuz uykudan uyanmamis gozlerimle tavana baktim. Bu sabah farkliydi. Her sey farkliydi artik. Dun gece yasananlar, zihnime kazinmis gibiydi.
Yataktan kalkarken bacaklarimin tutmadigini fark ettim. Kalbim hizla carpiyordu. Ama korkudan degil, heyecandan. Yillarca bekledigim an nihayet gelmisti ve ben hazir degilim.
Pencereye yaklastigimda bahcede birini gordum. Evet, o oradaydi. Sanki hic gitmemisti. Sanki her sabah orada durmus, beni bekliyordu.
Deniz kenarinda yururken dalgalarin ritmine kendimi biraktim. Her dalga bir seyi alip gotururuyordu; bir aniyi, bir aciyi, bir pismanliği. Belki de en iyisi buydu.
Kumlar uzerinde oturdum. Cebimdeki o eski fotografı cikardim. Yillar oncesine ait bir an. O zamanlar ne kadar genclik, ne kadar umutluyduk.
Fotografi ruzgara birakmak istedim ama ellerim tuttu. Bazi seyler birakilamaz. Bazi anlar ebedidir.
Kapi calindiginda saat gece yarisini geciyordu. Kim olabilirdi bu saatte? Tum vucudum gerildi. Yavasca kapiya yaklastim ve gozlugu kontrol ettim.
Karsimda tanimadigim biri vardi. Yasli bir kadin. Uslenmis gozler, beyaz saclar, morarmis dudaklar. Elinde kucuk bir kutu tutuyordu.
Bu size, dedi sesi kisik ve yorgun. Bu size verilmesini istedi. Kutuyu uzatti ve donup karanlga karisti. Sesi bir daha cikmadi.
Bir sonraki bolumde devam edecek...
Ugur Sahin
Bolum Yorumlari (0)