Acilik
Mutfaktan yanan bir şey kokusu geldi. Koşarak gitti.
"Yine mi!" diye bağırdı. Tava simsiyah tüten sebzelerin üstünde sigara içiyordu.
Arkasından gülüşme sesi geldi. Döndü, kapıda duruyordu, elinde telefon, videoyu alıyordu.
"Sen bunu internete koyarsan yemin ediyorum..." diye başlamıştı ama gülmekten bitiremedi sözu. Bunlar onların en güzel anlarıydı. Kaotik, saçma, ama gerçekten güzel.
---
Orman içinde yürümek her seferinde farklı hissettiriyordu. Ağaçların arasından süzülen altın ışık, zeminde dans ediyordu.
Arkasındaki sesi ilk duyduğunda duraksadı. Adımlar. Yumuşak ama kararlı adımlar.
Döndü. Karşı karşıya kaldıkları an, ikisi de anladı ki bu karşılaşma tesadüf değildi. Hiçbir şey tesadüf değildi.
"Seni bekliyordum" dedi biri. Hangisinin söylediği önemli değildi artık.
---
Kod satırları ekranda akarken kafasının içinde bir şeyler titreşiyordu. Hata neredeydi? Saatlerdir bakıyordu ama göremiyordu.
"Bazen yanında olan şeyi en son görürsün" demişti biri bir keresinde.
Kahvesini kaldırdı, bir yudum aldı. Soğumuştu. Ne zaman soğumuştu?
Sonra döndü ekrana. Ve gerçekten görmeseydi inanmayacaktı. Hata tam ortadaydı, gözünün önündeydi. Bütün gece boyunca orada durmuştu.
Bir sonraki bolumde devam edecek...
Okuma Ayarlari
Yazi Boyutu
18px
Yazi Tipi
Hizalama
Satir Araligi
Genislik
Tema
Bolum Yorumlari (0)