Soru Isareti
Mutfaktan yanan bir şey kokusu geldi. Koşarak gitti.
"Yine mi!" diye bağırdı. Tava simsiyah tüten sebzelerin üstünde sigara içiyordu.
Arkasından gülüşme sesi geldi. Döndü, kapıda duruyordu, elinde telefon, videoyu alıyordu.
"Sen bunu internete koyarsan yemin ediyorum..." diye başlamıştı ama gülmekten bitiremedi sözu. Bunlar onların en güzel anlarıydı. Kaotik, saçma, ama gerçekten güzel.
---
Kod satırları ekranda akarken kafasının içinde bir şeyler titreşiyordu. Hata neredeydi? Saatlerdir bakıyordu ama göremiyordu.
"Bazen yanında olan şeyi en son görürsün" demişti biri bir keresinde.
Kahvesini kaldırdı, bir yudum aldı. Soğumuştu. Ne zaman soğumuştu?
Sonra döndü ekrana. Ve gerçekten görmeseydi inanmayacaktı. Hata tam ortadaydı, gözünün önündeydi. Bütün gece boyunca orada durmuştu.
---
Mektup sararmış, eski kâğıttandı. Tarih neredeyse okunmuyordu ama kelimeler hâlâ netti.
"Seni bir gün anlayacaklar. Belki o gün ben olmayacağım ama anlayacaklar."
Mektubu tutan elleri titredi. Kim yazmıştı bunu? Ve neden tam şimdi bulmuştu?
Pencereye yürüdü. Dışarıda yağmur başlamıştı. Sanki o da biliyordu.
Bir sonraki bolumde devam edecek...
Okuma Ayarlari
Yazi Boyutu
18px
Yazi Tipi
Hizalama
Satir Araligi
Genislik
Tema
Bolum Yorumlari (0)